Yazın son tatilinde olduğum şu günlerde uykuya dalmakta pek zorlanmıyorum haliyle bu sefer konu da söyleyeceklerim de normalden kısa. Neyse böylesi daha iyi de oldu sanki, başlayayım.

Yalan söylemenin çok kötü bir şey olduğu konusunda hemen hemen hepimiz hemfikiriz, ama bir yandan da bunu yapmaktan hiç vazgeçmiyoruz. Evet, birinin yaptığı keki beğenmediğiniz halde “Çok güzel olmuş” dediğiniz için kimse ölmeyecek. En kötü bir dilim daha yemek zorunda kalırsınız. Her suçun bir cezası var. Peki ya diğer yalanlar? Özellikle de kendinize söyledikleriniz.

Herkes yalan söyler, ben de söylüyorum. Ama en çok zarar gördüğüm yalanlar genelde kendime söylediklerim. Başkası bana yalan söylediğinde şüpheleniyorum, kendim söylediğimde ise nedense açıklamayı yeterli buluyorum. Söyleyeni tanıyorum sonuçta. Oldukça güvenilir biri, daha geçen hafta pazartesi günü yeni bir hayata başlayacağımıza söz vermişti.

Mesela, “Zamanım yok.” Bazen gerçekten yok, buna bir itirazım yok. Ama telefonda hiç tanımadığımız insanların videolarını saatlerce izledikten sonra bunu söyleyince biraz komik oluyor.

Zaman yok değil, yapmak istediğimizi söylediğimiz şeye zaman ayırmıyoruz. Arada fark var. Birinde yoğun bir insanız, diğerinde kendi tercihlerimiz hakkında pek hoşumuza gitmeyen bir şeyle yüzleşmemiz gerekiyor. Yoğun olmak daha havalı tabii.

Bir de “Ben istesem yaparım” var. Bunu seviyorum, hiçbir şey yapmadan kendimizle gurur duyabiliyoruz. Yapmadığımız sürece başarısız da olamıyoruz. Belki gerçekten yaparız, bilmiyorum. Ama bazen o cümlenin altında istekten çok korku var: Deneyip düşündüğümüz kadar iyi olmadığımızı görmektense, denemeyip potansiyelimizden bahsetmek daha kolay geliyor.

Bence mesele kendimize sürekli hakaret etmek değil. “Ben bir işe yaramıyorum” demek de dürüstlük sayılmaz; o da uğraşmayı bırakmak için gayet kullanışlı bir bahane. Benim bahsettiğim biraz daha basit. “İstemiyorum”, “Korkuyorum”, “Buna yeterince emek vermedim” diyebilmek. Hoş cümleler değiller, ama en azından nereden başlayacağımızı gösteriyorlar. “Şartlar böyle” dediğimde ise yapabileceğim tek şey oturup şartlara sövmek oluyor. Onun da bir yerden sonra pek faydasını göremedim.

Kendime dürüst olunca bütün sorunlarım çözülmüyor. Sadece neyle uğraştığımı biraz daha iyi anlıyorum. Kötü bir başlangıç değil.

Çünkü başkasının yaptığı keke ayıp olmasın diye güzel diyebilirsiniz. Ama kendi yaptığınız keki de beğenmediğiniz halde sürekli överseniz, tarifi hiç değiştirmezsiniz. Sonra da her seferinde aynı şeyi yiyip şansınıza söversiniz.